Hüseyin Baykara Kimdir

Hüseyin Baykara

(1438-1506)

Timurlu hükümdarı. Döneminde sanat ve edebiyatta büyük gelişmeler olmuştur.

HuseyinBaykaraHüseyin b.Gıyaseddin Mansur b.Baykara, yaygın adıyla Hüseyin Baykara, 1438 Haziram’nda Herat’ta (bugün Afganistan’da) doğdu. 4 Mayıs 1506’da Herat yakınlarındaki Baba İlâhi’de öldü. Timur’un Ömer Şeyh’den olan torunu Baykara’nın torunudur. Babası Mansur gibi, annesi Firûze Begüm de Timurlu ailesindendir. 7-8 yaşlarında iken babasını kaybetti. Bununla birlikte iyi bir öğrenim gördü. Ünlü şair Ali Şir Nevai çocukluk ve okul arkadaşı idi.

Şahruh’un 1447’de ölümünden sonra çalkantılı geçen dönemin ardından 1452’de Herat’a Şahruh’un Baysungur’dan olan torunu Ebu’l-Kasım Babür egemen olmuştu. Hüseyin Baykara, Babür’ün hizmetine girdi, yönetimle ilk ilişkisi de onun sarayında iken gerçekleşti. Onun 1457’de ölümü üzerine başlayan çekişmeler sırasında Herat’tan ayrıldı. Bir süre Merv’ de kalarak, yörenin hâkimi Muizüddin Sencer’in kızı ile evlendi, ondan büyük oğlu Bediüzzaman doğdu.

Hüseyin Baykara’nın gençlik dönemi, bozkır ve çöllerde macera aramakla geçti. Sonra yanındaki az sayıdaki adamı ile, Ceyhun’un Özboy yöresinde Özbekler’den Şadıbeg’in desteği ile küçük bir çevrenin yönetimini aldı. Bir süre sonra Şadıbeg’i bertaraf ederek, sınırlarını genişletti. Bu arada, başka Özbek-ler’in desteği ile yöredeki etkisini güçlendirerek 1460’ta Mazenderan’ı (İran’da) aldı ve Esterabad dolaylarına egemen oldu. Bu sırada Herat’da, Timurlular’ın son güçlü hükümdarlarından Ebu Said egemendi. Timur’un oğlu Miranşah soyundan gelen Ebu Said, 1457’den sonra Timurlu ülkesinin büyük bir bölümünde egemenliğini kurmuştu. Hüseyin Baykara, Celâyirliler’e de dayanarak Ebu Said’in her zora düşmesinden yararlanarak sık sık Herat çevresine akınlar yaptı.

Ebu Said, 1468’de Irak seferine çıktı. Batı İran halkı, Akkoyunlular’la Karakoyunlular arasındaki çatışmadan bıkıp, Timurlular’ı bekler olmuştu. Ebu Said, gerçekten büyük başarılar kazandı ve birçok kenti denetimi altına aldı. Tebriz’e kolaylıkla egemen oldu ve buna güvenip Uzun Haşan üzerine yürüdü. Bu ihtiyatsızlığı yenilgisi ve sonu oldu. Uzun Hasan’a tutsak düşen Ebu Said, Şubat 1469’da öldürüldü.

Herat a egemen olması
Ebu Said’in Akkoyunlular elinde öldüğü haberi, Mart 1469 başlarında Herat’a geldi. Yörede dolaşmakta olan Hüseyin Baykara, hemen Herat üzerine yürüdü. Bu arada, 16 Mart’ta, Ebu Said’in oğlu kente ulaştı ise de, Hüseyin Baykara, 25 Mart 1469’da Herat’ı ele geçirdi. Ancak Ebu Said’in oğullarının öteki kentlerdeki egemenliklerine karşı çıkmadı.

Hüseyin Baykara’nın Herat’daki egemenliği daha ilk yılda bazı güçlüklerle karşılaştı. Ebu Said’in ölümü sırasında Akkoyunlular’m yanında olup, hatta onun ölümüne neden olan Yadigar Muhammed Mirza, Uzun Hasan’dan yardım görerek Herat üzerine yürüdü. Hüseyin Baykara, bu baskı karşısında fazla direnemedi ve kentte gizli bir örgüt bırakıp bozkıra çekildi. 8 Temmuz’da kente giren Türkmenler’in egemenliği, halkın tepkisi ile karşılaştı. Halk Timurlu-lar’ı istiyordu. Hüseyin Baykara, Herat’daki örgütü ile işbirliği yapıp harekete geçti. 25 Temmuz 1470’te bir baskınla saraya girildi ve Yadigar Mirza öldürüldü.

Hüseyin Baykara, bu tarihten sonra, Herat’ı Kuzeydeki Özbekler’in (Şeybaniler) baskısına karşı korumak için Ceyhun boyundaki kaleleri, güçlendirdi. Hüseyin Baykara’nın egemen olduğu ülkenin bütünlüğünü, oğullarının bağımsızlık eğilimleri tehdit ediyordu. 1490’da oğlu Bediüzzaman Belh valiliğine atanmıştı. Bediüzzaman oğlunun görevine müdahele edildiğinden bir ara ayaklanmış, ancak yenilmişti. Bu sırada Hüseyin Baykara, torununun ölümüne neden olmuştu. Oğlu ile çatışması daha da artmış, hatta Bediüzzaman 1499’da Herat’ı kuşatmıştı.

1500’lerden sonra, Herat üzerinde de Özbek baskısı hissedilmeye başlanmıştı. 1501’de Hüseyin Baykara’nın büyük dayanağı Ali Şir Nevai ölmüştü. Batıda Akkoyunlular’m yerini Safeviler almış, Hüseyin Baykara, onlarla çatışmaktan dikkatle kaçınmıştı. Uzun süre Horasan yolunu kapayan Ceyhun boyu kalelerine güvenip, Özbekler’e karşı bir harekete geçmedi. Fakat onların, bu yıllarda Ceyhun’u Harezm dolayında aşıp, Horasan içlerine akınlar yaptıklarını görünce, bu tehlikeyi anladı ve sefere çıkmaya karar verdi. Öteki Timurlular’dan, örneğin Babür’den de yardım istedi ve güçlü bir ordu hazırladı. Babür’ün henüz katılmadığı kuvvetleri ile 1506’da Özbekler’in üzerine yürüdü. Sefer sırasında yolda ölen Baykara’ nin cenazesi Herat’a getirilerek burada gömüldü.

Yerine iki oğlu Bediüzzaman ve Muzafferüzza-man birlikte hükümdar oldular. Ama her ikisi de babalarının topladığı orduyu yönetip, Özbekler’le savaşacak nitelikte değillerdi. Savaşı sürdürme yolundaki Babür’ün ısrarı da yarar sağlamadı ve Babür çekildi. Ordu da dağıldı. Bir yıl içinde Özbekler, Ceyhun’u aşıp Herat önlerine geldiler ve kent, 1507’de Özbekler’in eline geçti.

Edebiyat ve sanattaki gelişmeler
Hüseyin Baykara, Timurlu soyunun son büyük hükümdarıdır. Onun dönemi, askeri zaferler ve fetihler açısından değil, ama Türk kültürünün, Çin, Kuzey Asya ve hatta Hint etkileriyle birleşip, yeni ürünlerin belirdiği bir dönemdi. Hüseyin Baykara, bilgin ve sanatçıların koruyucusu idi. Korumasına aldığı kişilerin başında, çocukluk ve okul arkadaşı Ali Şir Nevai gelir. Döneminin bütün önde gelen düşünürleri ve sanatçıları onun yakınları arasında idiler.

Şair Câmî, Hatifi, Hilâli, Bennâî, minyatürcü Bihzad, ikisi de tarihçi olan dede ile torun Mirhond ile Hondmîr, Tezkire-i Şuârâ yazarı Devletşah, ünlü hattat Meşhed’li Sultan Ali, Hüseyin Baykara’nın sarayına bir bilimler akademisi özelliğini veren kişilerdi. Osmanlılar’la da yakın ilişkileri olmuş, adı daha erken dönemde Osmanlı ülkesinde tanınmıştır. Evliya Çelebi, bilginlerin sohbetlerini “Hüseyin Baykara Faslı” diye anar.

Hüseyin Baykara’nın Hüseynî mahlası ile yazdığı Türkçe şiirler o dönemde yankılar uyandırmış,

Farsça’ya da çevrilmiştir. Bu arada Mecâlisü’l-Uşşak adlı bir eser yazmış olduğu ileri sürülürse de, Babür ile Hondmir bunu yazanın başkası olduğunu söylerler.

Eserleri: Divan-ı Sultan Hüseyin Mirza Baykara, (ö.s.), I.H.Ertaylan (yay.), 1946.